Ana Sayfa > Site Yazarları

Anibal GÜLEROĞLU - halkses@hotmail.com
SOLACE’te güç ve merhametle can alma ikilemi!
26 Ekim 2015

İnsan psikolojisi muammalarla dolu bir sır dünyası. Her ne kadar psikiyatri ilmi bu dünyaya kalıplar dâhilinde yaklaşmaya çabalayıp birtakım açıklamalar getirmiş olsa da, derinlerde hala çok şey saklı. 

Parapsikologlar ve metapsişikçiler tarafından kabul görüp değerlendirilen psişik yetenekler mesela… Paranormal güç veya medyumluk gibi adlandırmalarla mercek altına alınan bu yetenekler, Discovery Channel-Nathional Geographic gibi belgesel kanallarının dizilerinde yer bulurken aynı zamanda KGB, CIA, FBI gibi ciddi kurumların da dikkatini çeken bir konu olmayı sürdürmekte.  

Geçmişten günümüze halen tartışma konusu olsa da, psişik yetenekler bu kurumlar tarafından olay çözümlemelerine yardımcı olmak adına çokça kullanılmış. Hatta öyle ki FBI, 11 Eylül saldırılarının ardından başka saldırı ihtimalini ve Ladin’in yerini öğrenebilmek için parapsikologlara başvurmuş. Öte yandan bu tür duru görümlerin, medyumlukların olamayacağını ileri sürenler de var. Kısacası önemli olduğu kadar tartışmaya açık bir bilinmezlik. Olmuşları veya olacaklar gören psişik yetenekler bazıları için kabul edilmesi mümkün olmayan şarlatanlık. Bazıları içinse, İkinci Dünya Savaşı sonrasında ABD’ye 6 milyar dolar bütçe ayırtacak kadar önemli bir konu. Hal böyleyken dizilerden filmlere, kurgu dünyasından ilgi görmesi de kaçınılmaz. 

Peki, psişik güçlerden yola çıkıp yaşamla ölüm arasında Tanrı’yı oynamaya heveslenenleri hoş görmek mümkün mü?

Tanrı’nın iyilikle kötülük, hastalıkla ölüm konusunda adil olmadığını… Dahası bunlarla ilgilenecek vakti bulunmadığını düşünerek, insanların kaderlerini yaşamalarını engelleyen ölüm meleğine dönüşmek ne derece kabul edilebilir? 

Cinayet ile merhameti aynı noktada buluşturan soruları çoğaltmak mümkün.

Cevaplar noktasındaysa, Anthony Hopkins’i beyazperdede yeniden görme olanağı yaratan ‘Solace’, farklı bir yorum getiriyor ve psişik güçler üstünden yol alırken içsel bir sorgulamayla baş başa bırakıyor. 

ACININ ÇARESİ CİNAYET Mİ, MERHAMET Mİ? 

Öyle konular vardır ki, değerlendirme aşamasında ikilem kaçınılmazdır. Kuralcı mantıkla, insani duygular arasında kalındığında terazinin kefesinin hangisinden yana ağır basacağını önceden kestirmek mümkün olamaz. En basit ifadeyle, doğaüstü bir gerilim, diyebileceğimiz ‘Solace’ filmi de böylesi bir içeriğe sahip.  

‘Solace’ kelimesinin ‘avuntu, teselli etmek’ gibi manalara geldiğini belirterek açılan ve arkasında hiç bir iz bırakmayıp aynı yöntemle can almayı sürdüren seri katilin ‘Ben kimim’ notuyla kendini sorguladığı olay mahallinden başlangıcını yapan Afonso Foyart imzalı film, gizemli cinayetlerin acı dolu yüzünde merhametin izlerini taşıyan bir öyküyle yol almakta. 

Kısaca bakacak olursak…

FBI Ajanı Joe Merriwether (Jeffrey Dean Morgan) ile ortağı Katherine Cowles (Abbie Cornish) arasındaki katil portresini çözümlemeye yönelik konuşma, bu gizemli seri cinayetlerin ancak Dr. John Clancy (Anthony Hopkins) tarafından açıklığa kavuşturulabileceğinin habercisi. Asıl macera, iki ortağın onu devreye sokmak için yola düşmeleriyle başlamakta. Dr. Clancy’yi kızının lösemiden ölmesinin ardından inzivaya çekildiği yere gelen ikilinin bu yolculuğunda, doğanın yeşilinin şehirde bulunamayacak bir güzellik olduğunu saptayan film, bundan sonrasında geçmişi ve geleceği gören doktorun psişik gücüyle ilerlemekte. Bu gücün ulaştığı nokta ise doktorunkinden de daha büyük olan bir başka yetenek ve sır! 

‘SOLACE’E GÜÇ VEREN DETAYLAR…  

‘Trajedilerin içindeki gerçek bazen insanları yakınlaştırır, bazen de uzaklaştırır’ diyerek çocuklarını kaybeden çiftlerin yaşadığı sorunlara kestirmeden bir göz atan yapım, yaşam ve ölüm üstüne derin bir felsefeye sahip. İlk bakışta basit bir seri katil arayışı gibi algılanmaya müsait olan ‘Solace’teki karakterlerin her biri bu derinliğe ve filme kendince pay katmakta. 

‘Hiçbir ebeveyn çocuğundan uzun yaşamamalı’ mesajıyla evlat acısının yıkıcılığını vurgulayan senaryo, iz peşindeki üç karakterine ‘çocuk’ olayı üstünden yaklaşmayı ihmal etmemiş. Ajan Joe, oğluna düşkün bir baba ve onun geleceğiyle ilgili kaygılar taşıyan bir aile reisi. Ortağı Katherine, başkasına verdiği bebeğinin vicdanını içine gömmüş, akademik kariyerini terk ederek FBI ajanlığının sert maskesinin ardına gizlenmeye çalışan yalnız bir kadın. Dr. Clancy ise kızının çocukluk anılarından ölümüne uzanan sırların yükünü içinde taşımakta. 

Filme ivme kazandıran karaktere gelince… Hep var olan ama sonlara doğru ortaya çıkıp psişik yeteneklere zirve yaptıran seri katil Charles Ambrose (Colin Farrell)! HBO’nun ‘True Detective’ isimli mini dizisinin ikinci sezonunda yer alan Farrell, az ama öz biçimde kendini gösteren Charles karakteriyle, ötenazi ve acıyı dindirmek için yaşama son verme haklarıyla ilgili insanları düşünmeye yönlendiren kışkırtıcı bir üslup sergilemekte. 

Freud’ün psikologların para çekmekten başka bir şeye yaramadığına dair esprili saptamasını doğaüstü olaylara inanç tartışmasıyla harmanlayarak sinematik potansiyelini güçlendiren senaryonun en büyük destekçisine gelince… Öyküdeki medyumluktan gelişen görsel imgeleri, teknik yetenekle buluşturarak ortaya başarılı bir iş çıkartan yönetmen Alfonso Foyart! Tabii kurgunun ve efektlerin de hakkını yememek lazım. 

Sonuçta; Seri katil filmlerinin vazgeçilmezine dönüşen 77 yaşındaki Anthony Hopkins’in canlandırdığı karakterin psişik gücünü izlerken ‘Oyunculuk yeteneği başka bir şey’ dedirten…‘Sevginin en güçlüsü bazen sevdiğinden ayrılabilmektir’ mantığıyla yaşananlar doğrultusunda, acının çaresinin cinayet mi yoksa merhamet mi olduğunu sorgulatan ‘Solace’, final bölümüyle, herkese ayrı yorum yaptırmaya müsait bir film. ‘Her şeye rağmen yaşamanın güzel olup olmadığının cevabı, vicdanlarda ve eceli beklerken acı çekenlerde saklı’ diyerek koyalım noktayı… Tanrı’yı oynamak kimsenin haddi değil vurgusuyla!

 

YAZARIN ERİŞİM ADRESİ:
guleranibal@yahoo.com 
www.twitter.com/guleranibal  


Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


Anibal GÜLEROĞLU Diğer Yazıları

29 Ekim 2016 - Hakkâri’den Antalya’ya ‘Ekşi Elmalar’…
15 Ekim 2016 - ABD sömürüsüyle bilenen "DEMİR YUMRUK"
02 Mart 2016 - ‘Mısır Tanrıları’ bile insana muhtaç!
09 Şubat 2016 - Kızıl Tepe’de Günahkâr Aşk Canavarlığı!
19 Ocak 2016 - Diren! Gücünün yettiği yere kadar…
10 Ocak 2016 - Bankacılık Vurgununda ‘Büyük Açık’…
31 Aralık 2015 - Sağlıklı, Mutlu ve Huzur Dolu Bir Yıl Olsun
26 Aralık 2015 - Kırılma Noktası'nın Sınırlarında
17 Ekim 2015 - 12 Eylül’ün Görünmeyen Yüzü ‘Kanlı Postal’da
13 Ekim 2015 - Halkses Halkın Sesidir!

MEHMETÇİK
 

http://www.halkses.net
..
KARA TAHTA
SİZCE 12. CUMHURBAŞKANI TARAFSIZLIK İHLALİ İLE ANAYASAL SUÇ İŞLİYOR MU ?..

DOĞRU OLANI YAPIYOR!..
KESİNLİKLE SUÇ İŞLİYOR!...
BENİ İLGİLENDİRMİYOR!...
BİLMİYORUM!...

Sonuçlar
Radyo Canlı Yayın
Video Galeri Küçük
En Çok Yorumlanan
Medyada Köşe Yazarları
Takvim
Sayfalar
ÜYESİ OLDUĞUMUZ KURULUŞLAR


SİTEMİZ ÜYESİDİR


 
   
 











 






 
Üye Girişi
E-mail
Şifre
 
   
  Yeni Üye | Şifremi Unuttum
Bugünkü Gazeteler
Filmler
 
Anasayfa | Gazeteler | Foto Galeri | Video Galeri | Sohbet Odası | Künye | İletişim
PHS