Ana Sayfa > Site Yazarları

Anibal GÜLEROĞLU - halkses@hotmail.com
Hakkâri’den Antalya’ya ‘Ekşi Elmalar’…
29 Ekim 2016

Hakkâri’den Antalya’ya ‘Ekşi Elmalar’…


Elma… Kendi halinde masum masum dolaşan er kişi Âdem’in, Cennet’te bile rahat durmayan Havva’nın oyununa gelerek dişlediği yasak meyve… Şeytan’ın, Âdem ile Havva’yı Cennet’ten kovduran kötülük aracına dönüşmesine karşın Orta Asya’dan bütün dünyaya yayılan elmanın insan sağlığına faydaları saymakla bitmez. Sebep olduğu kötülüğü telafi için olsa gerek, akli bozukluklardan diş çürümesine… Kanser riskini azaltmadan bağırsak faaliyetlerine… Elma ya da eski Türkçedeki adıyla ‘Alma’ büyük nimettir.

Şimdilerde bu nimetin bir başka alandaki faydacılığı tezahür etmekte… ‘Ekşi Elmalar’ın Yılmaz Erdoğan’ın ilhamını harekete geçirmesi… Ve altıncı uzun metrajı olarak beyazperdede yerini alan filmde, Hakkâri’den Antalya’ya uzanan bir yolculuğa konu teşkil etmesiyle!

REİS’İN BAHÇESİNDE ‘EKŞİ ELMALAR’A YER YOK!

Elma diyerek başladık söze ve nimetliğinden bahsettik ya… Her elma da tatlı-sulu olamıyor ki neticede. Kurtlusu da mevcut, ekşisi de… Ama şeytana uyan Havva’ya kanacak kadar elma sever insanoğlu buna da çare bulmuş. Hoşa giden türden diğerine ‘aşı’ yapmak.

Aşı deyip geçmeyin. Bu da tıpkı elma gibi çok önemli. Gerçi akıl almaz bir mantıkla çocukları bulaşıcı hastalıklardan koruyan aşıların yapılması ebeveyn keyfine bırakıldı ama… İnsanlara türlü yollarla fikirler aşılamak şart oldu neredeyse.

Sinema-TV de toplu şırınga niyetine. Fikir aşılarını bas bas gitsin beyinlere. Böylece istenen tatta elmalar gibi, istenen kıvamda insanlar çıkar ortaya. Arada aşı tutmayan inatçılar olursa şayet, dışlanarak kolayca halledilir onları da.

Şimdi ‘Elmaydı, aşıydı… Nereden çıktı bu laf salatası’ demeyin. Konumuz ‘Ağaçları da insanlar gibi terbiye edeceksin. Her insan ekşidir ama bazı insan aşı tutmaz, tıpkı ekşi elmalar gibi’ diyerek elmalarla insanları özdeşleştiren Reis’in bahçesinde aşı tutmayan ve bu asiliklerinden dolayı baltayı gövdelerine yiyen ‘Ekşi Elmalar’ın öyküsü olunca… Biz de, yarattığı çağrışımları dile getirdik kısaca. Neyse… Lafı uzatıp elmanın suyunu çıkartmadan geçelim asıl konuya. Yani ‘Ekşi Elmalar’ın Hakkâri’den Antalya’ya uzanan akışına…

Adının değiştirilmesi, şehirlikten ilçeliğe düşürülmesi söz konusu edilen Hakkâri’de 80 öncesi yıllardan seçim hüsranıyla karşılıyor başkahramanımız Reis Bey bizi. Hakkâri’nin belediye başkanıymış ya kendisi, CHP’ye gidince halkın oyları Adalet Partili Reis Bey de kaybedivermiş seçimi. Hem de az buz değil, üç seçim üst üste. Hal böyle olunca elma bahçesinin ve kızlarının güzelliğiyle anılan Reis’in tersliği tavan yaparken, morali ve başkanlık umutları gittikçe dibe düşmesin de ne olsun? İnsanın güvendiği dağlara kar yağınca, elinin altındakilere sarması kaçınılmaz…

Hakkâri’nin dağlarını nimete çevirmek için teleferik projesi planlayıp turizmi geliştirmeyi çare gören, ama sesini bir türlü Ankara’ya duyuramayıp kaderine terk edilen Aziz Reis de aynen böyle yapar. Gözü gibi baktığı elma bahçesinde aşı tutmayan ne kadar ekşi elma ağacı varsa kesip kesip atar. Bu arada otoriteye boyun eğme fikriyle aşıladığı dillere destan kızlarını da durup durup haşlar. Ama ne demiş atalarımız…

Aç koyma hırsız edersin, çok söyleme arsız edersin! ‘Ekşi Elmalar’da da hırsızlık kısmı, elma bahçesine dadanan Şino(Mavi gözlü demekmiş) ve amcasının oğlu Özgür’e düşmüş… Arsızlık kısmı ise Reis’in fotoroman tutkunu güzel kızlarına. Yılmaz Erdoğan’ın teyzelerinden ilhamla kurguladığını belirttiği mektupçu Türkan, foto romancı Safiye ve hoş kokulu şampuan vakasının müsebbibi Muazzez kıyıda köşede artık ne kadar arsızlık yapacaksa, o kadarıyla tabii.

Kurt kocayınca söz fırsatı bulan Muazzez’in dış sesinden anlatılarla verilen öykü, esas itibariyle Aziz Reis’in ve kızlarının aile halleri üstüne… Ancak bu ailenin yaşamını yıllara yayılı verirken bir yandan da arka plandan dönemsel saptamalarda bulunmakta. Dolayısıyla üniversitelerdeki devrim heveslisi gençlerden, Turgut Özal dönemine ve bölgede başlayan terör sorununa… Terörün etkisiyle Hakkâri’den Antalya’ya göçün başlamasına… Ve siyah beyaz televizyondan renkliye geçişe… Kısa sahnelerde akıp giden yılların tatlarını yakalamak mümkün. Yanı sıra Reis başta olmak üzere, insanların değişen profillerinden duygusal çıkarımlar yapmaya da elverişli ‘Ekşi Elmalar’. Bütün karakterleriyle gerçekçiliği yansıtan filmin, kıyafetlerden bölgesel sunumuna, göz alıcı bir renkliliğe sahip olması da ilave avantajı.

Tüm bunlar, Mühendis Bey’in kesilen ağaçtan kurtardığı ekşi elma fidanı üstünden ana vatanında yaşamasına izin verilmeyenlerin başka topraklarda yeniden kök salmasını yansıtan ‘Ekşi Elmalar’ın damakta kalan film tadı. İlaveten politik söylemleri var ki, orada da tıpkı ‘Kelebeğin Rüyası’ filminde olduğu gibi CHP’ye yönelik eleştirel bir söylem hâkim.

‘Bizim millet olmaz demeyi çok sever. Olmayınca da sevinir, ben demiştim diye’ göndermesiyle sol partileri hedefleyen… CHP’nin o dönemde seçimleri kazanmasını Adalet Partililerin yeterince çalışmamasına bağlayan senaryo dili, baraj-köprü türü toplumsal gelişime yararlı projelerin hepsinin sağ partilerin iktidarında gerçekleştirildiğini vurgulamakta.

Hayırlı olsun.

Sonuçta; Aşıya boyun eğip tatlılaşan elmaların içindeki son asiye de yaşam hakkı tanımayan Reis Bey’in ‘Ekşi
Elmalar’
a tahammülsüzlüğünü… Doğu kadınlarının evin Reis’ine karşı boyun eğmişliğiyle buluşturup aşk ve siyaset söylemiyle soslayarak sofraya koyan ‘Ekşi Elmalar’, özünde, devri geçince unutulmuş politikacı dramını barındıran bir film.

Bataklıkları kurutup onlardan verimli toprak yaratmak için okaliptüs ağaçları dikmenin önemini de ara yerde kulaklara fısıldayan yapımın derinliğinden çıkartılacak ana fikir ise… Asiliğin, orijinalliği korumak için şart olduğu ve aşkın da, kişinin kendi benliğini yaşamasının da yolunun cesaretten geçtiği! Aşılarla asimile etme meraklısı Reis’in bahçesinde ‘Ekşi Elmalar’a yer yok ama hayat bahçesindeki tek tipliği kıracak, farklı tatlar sunacak ‘Ekşi Elmalar’ı korumayı bilmek gerek. Öyle değil mi?

Gökten düşmüş üç elma… Tatlıları Yılmaz Erdoğan’la oyuncuların başına. ‘Ekşi Elmalar’ da seyircinin payına. İyi seyirler…

Anibal GÜLEROĞLU

guleranibal@yahoo.com
www.twitter.com/guleranibal
 

Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


Anibal GÜLEROĞLU Diğer Yazıları

15 Ekim 2016 - ABD sömürüsüyle bilenen "DEMİR YUMRUK"
02 Mart 2016 - ‘Mısır Tanrıları’ bile insana muhtaç!
09 Şubat 2016 - Kızıl Tepe’de Günahkâr Aşk Canavarlığı!
19 Ocak 2016 - Diren! Gücünün yettiği yere kadar…
10 Ocak 2016 - Bankacılık Vurgununda ‘Büyük Açık’…
31 Aralık 2015 - Sağlıklı, Mutlu ve Huzur Dolu Bir Yıl Olsun
26 Aralık 2015 - Kırılma Noktası'nın Sınırlarında
26 Ekim 2015 - SOLACE’te güç ve merhametle can alma ikilemi!
17 Ekim 2015 - 12 Eylül’ün Görünmeyen Yüzü ‘Kanlı Postal’da
13 Ekim 2015 - Halkses Halkın Sesidir!

MEHMETÇİK
 

http://www.halkses.net
..
KARA TAHTA
SİZCE 12. CUMHURBAŞKANI TARAFSIZLIK İHLALİ İLE ANAYASAL SUÇ İŞLİYOR MU ?..

DOĞRU OLANI YAPIYOR!..
KESİNLİKLE SUÇ İŞLİYOR!...
BENİ İLGİLENDİRMİYOR!...
BİLMİYORUM!...

Sonuçlar
Radyo Canlı Yayın
Video Galeri Küçük
En Çok Yorumlanan
Medyada Köşe Yazarları
Takvim
Sayfalar
ÜYESİ OLDUĞUMUZ KURULUŞLAR


SİTEMİZ ÜYESİDİR


 
   
 











 






 
Üye Girişi
E-mail
Şifre
 
   
  Yeni Üye | Şifremi Unuttum
Bugünkü Gazeteler
Filmler
 
Anasayfa | Gazeteler | Foto Galeri | Video Galeri | Sohbet Odası | Künye | İletişim
PHS