Ana Sayfa > Site Yazarları

Anibal GÜLEROĞLU - halkses@hotmail.com
Bankacılık Vurgununda ‘Büyük Açık’…
10 Ocak 2016

En iyi kurguların, yaşanmış büyük olaylardan çıktığını fark eden Hollywood son zamanlarda biyografik yapımlara, dünyayı ilgilendiren önemli toplumsal olaylara ağırlık vermeye başladı. Mark Twain’in ‘Başımızı derde sokan kötü gelişmelerin kaynağında bilmediğimiz şeyler değil, başımıza asla gelmeyeceğinden emin olduklarımız vardır’ sözüyle açılışını yapan ‘Büyük Açık/The Big Short da bunlardan biri. 

Michael Lewis’in unutulmaz romanı ‘Yalancılar Pokeri’nin devamı niteliğinde olan ve gerçeklere dayanan ‘Büyük Açık’tan uyarlanmış yapımın baş özelliği, Amerikan borsasının 2008’deki çöküşünün ve alt-orta sınıf halkın tepetaklak oluşunun arka planını yansıtması!  

AÇIĞA SATIŞLA BAŞLAYAN KURTULUŞ 

Mark Twain’in gerçekçi sözünden 70’lerin bankacılık tablosuna uzanarak öyküsünü başlatan Adam McKay yönetmenliğindeki ‘Büyük Açık’, basit bir fikirle bankacılığı değiştirenlerin ‘ipotekli tahvil’ vurgunculuğundan gelişen 2008 çöküşünü aşama aşama aktarmakta. Herkes ipotek teminatlı menkul kıymetlerin asla zara edemeyecek varlığına yatırım yaparken birkaç akıllı ve tuhaf insanın ortadaki dev yalanı görmesine odaklanarak ilerleyen içerik, 1930’daki ekonomik krizden ilham alarak doğan öngörünün yıllara yayılı profilini seyirciye sunmakta.   

Bu anlatım sürecinde asıl konu, 2005’te çıplak ayaklı baterist tıp doktoru Michael BURRY (Christian Bale) ile başlamakta. Doktorluk yerine para yöneticiliğini seçen BURRY, tesadüf sonucu bir keşifte bulunur. Yüksek notlu ipotekli tahvillerde toplanan binlerce bireysel krediyi incelerken gittikçe artan temerrütleri fark eder ve bir süre sonra esnek kredi faizlerinin devreye girmesiyle alınan konut kredilerinin büyük kısmının ödenemeyeceğini görür. Wall Street’teki bankacılar ve hükümet bu durumu görmezden gelip önemsemezken BURRYhaklılığından emin olarak, kredi temerrüt takası adında bir finansal araç icat edip büyümekte olan konut piyasasını açığa satmak için kolları sıvar. Bunun için ilk etap tahvilleri sigortalamaktır. Tabii bekleme sürecindeki maliyeti de göze almak gerekir. 

O bu başlangıcı yaparken kurnaz bir bankacı, BURRY’nin taktiğini fark edip kendi de kazanç sağlamak için yatırımcı arar. Bir yanlış telefon araması sonucu koruma fonu yöneticisi Mark BAUM (Steve Carell) ve ekibi devreye girer. BAUM; Amerika’daki düzene-haksızlıklara başkaldıran dürüst bir finansçı olarak sistemde fark yaratan bir kişiliktirYani tam bir Wall Street savaşçısıdır. Ardından eski bankacı Ben RICKERT (Brad Pitt) da oyuna dâhil olur. Konut piyasasındaki balonu gören iki genç para yöneticisine yardımı kabul eden RICKERT, telefonların dinlendiği saplantısıyla hareket eden gayet titiz bir tiptir.  

Sonuçta; birbirinden habersiz bu kişiler, risklerle dolu yolda açığa satışlarla başlayan ve bankaların hile karıştırdığı bir oyunun garip ama akıllı elemanlarıdır. Onlar büyük kazançlara doğru ilerlerken Amerikan halkı da adım adım batağa sürüklenmektedir.  

DEĞERLENDİRME ŞİRKETLERİYLE DESTEKLENEN ‘BÜYÜK AÇIK’ 

Bankaların açgözlülüğü körükleyen yüzünü, mortgage denilen kredili ev alma tutkusunun yaygınlaşmasıyla açığa çıkartan yapımda, para yöneticilerinin karmaşık konuşmaları, rakamlar ve finans dünyasına dair bir dolu detay mevcut. Bunlar sade vatandaşı aydınlatmak, en azından basitçe bilgilendirmek açısından olumlu ayrıntılar. Oyunculuklar da gerçek hikâyeyi daha iyi özümsemek adına oldukça doğal ve etkili bir üsluba sahip. Ancak ‘Büyük Açık’ta asıl üstünde durulması gereken nokta, ‘ipotekli tahvil-konut satışı-gelir’ dengesi! Çünkü vatandaşın çöküşü buradaki gerçek dışılıktan, şişkinlikten kaynaklanmakta. Bu tablo günümüzle kıyaslandığında insan ister istemez düşünüyor… Aynısı ülkemizde de yaşanır mı?  

Sorunun cevabı çok net aslında… Açığa satışların, ipotekli tahvilleri sigortalama mantığının ve eşik altı ipotekli tahvil piyasasının tablosunu özümsemeye çalışırken pek çok denklik çıkıyor açığa. Dolayısıyla kredi notu eksi olan kişilerin, barlarda direk dansı yapan kadınların gerçekdışı düzenlemelerle ev kredisi çekip birden fazla konut aldıklarını… Hatta köpeğine bile kredi formu doldurup konut alanın olduğunu… Kişilerin gelirleri aynı kaldığı halde gittikçe şişen faizlerin ve konut fiyatlarının nasıl karşılandığının hiçe sayıldığını… Bunlara endeksli tahvillerin gereğinden fazla değerlenmesiyle borsadaki yatırımların koflaştığını ve sonunda dev balonun patlayışını izlerken bu sorunun cevabı kafamızda şekilleniyor zaten. Neden olmasın diyoruz rahatlıkla! 

Öte yandan balonun şişirilmesinde büyük rol oynayan değerlendirme şirketlerinin Büyük Açıktaki yansıması da bir hayli önemli! 

Filmde görüyoruz ki; rakibi olan Moody’s müşterilerini kapmasın kaygısıyla hareket eden Standard & Poor’sgerçekleri bile bile tahvillerin notunu yüksek tutuyor. Böylece 2008’deki Amerikan ekonomisindeki çöküşün bile isteye, değerlendirme şirketlerinin ve dahi bankaların-yönetimin desteğiyle yaşandığı gerçeği çıkıyor ortaya.  

Sistemdeki ‘Büyük Açık’ı yakalayanlarla, değerlendirme şirketi görevlisinin arasında geçen konuşmalar gerçekten ibret verici ve düşündürücü. Televizyon reytinglerinden, kredilere ve borsaya geniş bir yelpazede türlü çağrışım yaratan türden! Anlayıp önemseyene tabii… 

Neticede; Rusya, sebze-meyve almıyor iç piyasa ucuzlar diye sevinirken aracıların spekülatif hareketleriyle düşmek yerine artan fiyatları oluşturan oyunbazlık gibi bir tablo mevcut bankacılık vurgununu anlatan ‘Büyük Açık’ta…  

Michael BURRY tarafından fark edilen çöküşün nasıl geliştiğini öğrenme gereği hissetmek şöyle dursun, FBI ajanlarını doktorun peşine takan Amerikan hükümetinin bu çöküş sonrasındaki tavrı ne diye sorarsanız… Bankaları finanse etmek tabii! Bu tablonun neticesinde zararlı çıkansa, yine her türlü çöküşü yüklenen vergi mükellefi yani vatandaş oluyor. Kıyamet çarkının baş aktörleri olan bankalar, zararlarını hükümetten karşılarken hükümetin finans kaynağı da vatandaş zira Sistemde hal böyleyken yük biner her daim, kuzu kuzu yaşamaya devam edenlerin sırtına. 

Peki, 2008’deki bu çöküş ders oldu mu Amerikan halkına ve dünyaya? ‘Büyük Açık’, Amerikan tarihinin karanlık bir bölümünü, kara mizah ve tuhaf karakterleriyle uyarıcı bir hikâyeye dönüştürse dahi milyonlarca kişiyi evsiz ve işsiz bırakıp Avrupa’yı da sallayan krizden ders alınmadığı kesin. Bunun ispatı da, o dönemden daha fazla rağbet gören eşik altı ipotekli tahvil piyasası ve krediler! Hadi hayırlısı diyelim… Ve akılsızlığın, sömürü-tüketim düzeniyle buluştuğu; siyasetçilerin ve değerlendirme şirketlerinin de bunları desteklediği gerçeğinde ne kadar hayırlı olacağının yorumunu size bırakarak koyalım noktayı. 

 
 
 

Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


Anibal GÜLEROĞLU Diğer Yazıları

29 Ekim 2016 - Hakkâri’den Antalya’ya ‘Ekşi Elmalar’…
15 Ekim 2016 - ABD sömürüsüyle bilenen "DEMİR YUMRUK"
02 Mart 2016 - ‘Mısır Tanrıları’ bile insana muhtaç!
09 Şubat 2016 - Kızıl Tepe’de Günahkâr Aşk Canavarlığı!
19 Ocak 2016 - Diren! Gücünün yettiği yere kadar…
31 Aralık 2015 - Sağlıklı, Mutlu ve Huzur Dolu Bir Yıl Olsun
26 Aralık 2015 - Kırılma Noktası'nın Sınırlarında
26 Ekim 2015 - SOLACE’te güç ve merhametle can alma ikilemi!
17 Ekim 2015 - 12 Eylül’ün Görünmeyen Yüzü ‘Kanlı Postal’da
13 Ekim 2015 - Halkses Halkın Sesidir!

MEHMETÇİK
 

http://www.halkses.net
..
KARA TAHTA
SİZCE 12. CUMHURBAŞKANI TARAFSIZLIK İHLALİ İLE ANAYASAL SUÇ İŞLİYOR MU ?..

DOĞRU OLANI YAPIYOR!..
KESİNLİKLE SUÇ İŞLİYOR!...
BENİ İLGİLENDİRMİYOR!...
BİLMİYORUM!...

Sonuçlar
Radyo Canlı Yayın
Video Galeri Küçük
En Çok Yorumlanan
Medyada Köşe Yazarları
Hava Durumu
Takvim
Sayfalar
ÜYESİ OLDUĞUMUZ KURULUŞLAR


SİTEMİZ ÜYESİDİR


 
   
 











 






 
Üye Girişi
E-mail
Şifre
 
   
  Yeni Üye | Şifremi Unuttum
Bugünkü Gazeteler
Filmler
 
Anasayfa | Gazeteler | Foto Galeri | Video Galeri | Sohbet Odası | Künye | İletişim
PHS